8 yaşındaki erkek çocuğu insani bir amaç için 2 yıl saç uzattı

Christian McPhilamy 8 yaşında bir çocuk. 2 yıl boyunca saçlarını uzatıyor. Saçlarını uzatmasının altında çok insani bir neden var.

Fakat 2016 büyük sürprizlerle geldi. Pazarın lideri de sıralamaları da değişti. Pazara giren yeni oyuncuların yanında B2 segmentinden bazı modeller, donanım ve teknik özellikler bakımından büyük bir rekabet başlattı. Ve 2016’nın ocak-kasım dönemine geldiğimizde toplam B2 semgentinde satılan otomobil sayısı 121 bin 408 adede ulaşırken, pazarın liderliğini Volkswagen’ın Polo’su Renault’nun Clio’sundan almıştı. Hyundai’in i20 Troy’u adet bazında pazar payı düşse de üçüncülüğünü korumuştu. Dacia Sandero ise büyük bir sürprize imza atarak dördüncülüğe yükselmişti. Bunu yaparken de geçen yıl yüzde 8.75 olan pazar payını, bu yılın ocak-kasım döneminde yüzde 11.90’a ulaştırdı. 

İşte bugün inceleyeceğimiz otomobil Dacia’nın 2016’ya damga vuran Sandero’su. Fakat bu Sandero 2015 yılındakinden oldukça farklı bir Sandero.

Dacia Türkiye pazarına tekrar hızlı bir şekilde giriş yaptıktan sonra özellikle Duster’la büyük bir mucize yaratmış ve C7 segmentinde Türkiye pazarına girişinin üçüncü yılında Nissan’ın Qashqai’sini geride bırakıp liderliğe ulaşmıştı. O zamandan beri Dacia için Duster Türkiye’de amiral gemi haline gelmişti. Fakat 2016 bu kuralın da değiştiği yıl oldu ve Dacia, yıllardır merakla beklenen otomatik vites (daha doğrusu easytronic) seçeneğini amiral gemisi Duster’a değil, Sandero’ya koydu ve Sandero 2016 yılında şu ana kadar yaptığı satışlarla Duster’ı geride bıraktı.

Şimdi bu otomobili yani Sandero’nun otomatik vites seçeneğini biraz inceleyelim. Öncelikle şunu söylemek gerekiyor ki, Dacia Sandero Stepway Easy-R hayatımda yaşadığım en ilginç test deneyimlerinden birini verdi.

1461 metreküplük 90 beygir dizel K9K motorla Dacia’nın otomatik vitesini Türkiye’ye sokan Sandero Stepway Easy-R için peşin peşin şunu söyleyelim. Muhtemelen aracı merak edip test etmiş olan herkesin aklındaki en büyük soru işaretleri ve eleştiriler, segmentteki birçok araçta standart olarak sunulan bazı özelliklerin bu araçta olmadığı yönünde.

Fakat özelliklerine geçmeden bu aracın fiyatını söyleyelim: Taban fiyatı (benzinli versiyon) 50 bin 400 TL, tavan fiyatı ise (dizel versiyon) 59 bin 300 TL olan bir otomatik(leştirilmiş) vites otomobilden bahsediyoruz. Otomatik(leştirilmiş) vitesten yazının ilerleyen bölümünde biraz bahsedeceğiz. Şimdilik fiyat/performansla ilgili konumuza kaldığı yerden devam edelim.

Yani bu fiyatla ne istediğinize ve piyasada neler bulabileceğinizi, daha doğrusu istediğiniz donanımlar ve özellikler için alternatif versiyonlarda ne kadar parayı gözden çıkarmanız gerekeceğini iyi analiz edip ondan sonra eleştiri yapmakta fayda var.

Sandero Stepway Easy-R, tartışmasız B2 semgentinde ucuz otomatik vites seçeneği yaratmak için yola çıkmış olan bir araç. Bu nedenle bazı donanımları ve ek özellikleri, baz modelinde eklemeyip fiyatı minimumda tutma yolunu seçmiş. Eleştiriler neler?Eleştirilerden biri baz modelde yol bilgisayarı yok. Aslına bakarsanız yol bilgisayarı var fakat aktif değil. Aktif ettirilebiliyor. Aynalar otomatik ayarlanamıyor. Evet ayarlanamıyor, manuel. Sürücü koltuk yükseklik ayarı yok, sadece sırt ayarı ve ileri geri ayarlama seçenekleri var, hız sabitleyici,  yok.

Elbette birçok eleştiri var. Fakat günün sonu şurada bitiyor: Otomatik vites, crossover sürüş imkanı veren, dizel ve 1.5 motora sahip, yakıt tüketimi 3.8-3.9 litre olan bir otomobile kaç TL ödemeyi gözden çıkarırsınız? Ve gözden çıkardığınız bu rakam eksik olan bu özellikler için değer mi? Ki son ÖTV zamlarıyla motor hacmi ve fiyat daha da önemli bir kriter haline geldi. Artık düşük motor hacmiyle birlikte araçların ÖTV’ye esas fiyatının bir araya gelmesi o otomobilin daha ucuza gelip gelmeyeceğine birebir belirliyor. 

İşte bu soruya verilecek olan cevap aslında Dacia Sandero Stepway Easy-R ile ilgili bakışınızı da tamamen belirleyecek. Sonuç itibariyle bu sorunun cevabını iki farklı sürücü modeli iki farklı şekilde yanıtlayacaktır.

Dacia'nın kokpitinde Renault Grubu'nun klasik yerleşimi görülüyor

Otomatik vites dizel bir otomobile binip tam konfor arayanlar için Stepway Easy-R klasman dışı olarak görülebilir. Fakat Sandero Stepway Easy-R daha düşük yakıt tüketimi isteyen, dizel otomatik vites seçeneği arayan ve bir arabaya kendisi açısından hayati olmayan birçok özellik için fazla para ödemek istemeyenlere yönelik tasarlanmış bir otomobil diyebiliriz.

Şimdi gelelim aracın performansına. Benim test ettiğim araç full donanıma sahip versiyon. Otomatik viteste düz vites performansı hissettim desem herhalde yanlış olmaz. Vites geçişleri, kalkışlar, torkun devreye girme zamanlaması, geçişlerde gövdenin verdiği tepki, direksiyonun verdiği his… Yani eğer sürücü koltuğunda değil de yandaki yolcu koltuğunda oturup, vites değişip değişmediğini de görmeden gözlerinizi kapatsanız, düz vites bir otomobilin içinde olduğunuza yüzde 100 inanırsınız.

Bunun sebebi ise çok net. Sebebi yazının önceki bölümlerinde adını geçirdiğimiz otomatik(LEŞTİRİLMİŞ) vitese sahip bir otomobil olması. Aslında altyapısı Renault’nun 1.5 dizel şanzıman altyapısı. Fakat tam otomatik bir araç değil. 

Nedir peki otomatikleştirilmiş şanzıman? Şöyle düşünün, aracın kaputunun içinde sizin komutunuzu bekleyen bir robot var. Aslında şanzıman manuel bir şanzıman. Fakat siz kontak anahtarını çevirdiğiniz anda kaputun içindeki robot uyanıyor ve marş komutuyla birlikte debriyaja basıp aracı çalıştırıyor. Sonrasında sizin ileri veya geri vitesi seçmenizi bekliyor. Siz ileri vitesi seçtiğiniz anda manuel şanzımanı önce birinci vitese, ardından sırasıyla her devir tamamlandığında bir sonraki vitese geçiriyor. Yani özetle kokpitte görünen vites bir otomatik şanzıman olsa da aslında kullandığınız şanzıman bir manuel şanzıman. Bunu otomatik hale getiren ise sistemi kontrol eden bir robot.

SANDERO EASY-R MOTORUN SESİNİ DİNLEMEK İÇİN...

0’dan 100 km hıza 12 saniyede ulaşıyor. Çok hızlı bir rakam mı? Hayır hiç değil. Fakat manuel versiyondan daha hızlı olduğunu da söyleyeyim. Yani şanzımanı yöneten motor, sizden daha hızlı. Üstelik manuel 5 ileri, easy-R şanzıman ise 6 ileri. Dacia Sandero’nun bu şanzımanı 220 newtonmetre tork üretiyor. Bu arada yeri gelmişken hatırlatalım benzinli versiyonda 0.9 litrelik şanzıman kullanılıyor.

Ses yalıtımı biraz az. Özellikle ani hızlanmalarda motordan gelen sesi de kokpitin içerisinde duyuyorsunuz. Peki manuelinde farklı bir durum var mı, hayır yok. Manuelinde de durum aynı. Zaten manuele dönebildiğiniz easy-R şanzımanda da test edip karşılaştırabilirsiniz.

Aslında belki de yapılması gereken şey, bu otomobilin manuel şanzımanıyla otomatikleştirilmiş easy-R şanzımanı arasındaki farklara biraz bakmak.

Dacia Sandero Stepwey dCi 90 beygirlik otomobilin manuel versiyonu 5 ileri. Easy-R versiyonu yine 90 beygir fakat 6 ileri. 0’dan 100 kilometreye manueli 12.1 saniyede, easy-R’ı 12 saniyede ulaşıyor. Bu arada hatırlatalım iki araç tipi de aynı ağırlığa sahip. Gelelim en çarpıcı farka. Manuel versiyonun şehir içi yakıt tüketimi 100 km’de 4.6 litre, easy-R’da 3.9 litre. Şehir dışı yakıt tüketimi manuelde 3.7 litre, easy-R’da 3.8 litre. Yani karma yakıt tüketimi manuel versiyonda 4 litre, easy-R versiyonda 3.8 litre.

Manuel versiyonda maksimum hız saatte 173 km, easy-R versiyonda 166 km.

Manuel şanzıman versiyonun fiyatı 54 bin 300 TL, easy-R şanzımanın fiyatı 59 bin 300 TL.

ŞEHİRLERARASI TEST GÜZERGAHI: GÜZELCE - EDİRNE (196 KM)

ŞEHİRLERARASI YAKIT TÜKETİMİ(ORTALAMA): 3.8 LİTRE

Yokuş kalkış desteği standart donanımda var. ABS (Anti Blokaj Fren Sistemi), AFU (Acil Fren Destek Sistemi), ESP (Elektronik Denge Programı), ASR (Elektronik Patinaj Önleme Sistemi), HSA (Yokuşta Kalkış Destek Sistemi), sürücü hava yastığı, ön yolcu hava yastığı (devreden çıkarılabilir), uzaktan kumandalı merkezi kilit, kodlu immobilizer, sürücü kapısı açık uyarı ışığı, çocuk koltuğu sabitleyici (ISOFIX), lastik basınç göstergesi, stop & Start özelliği standart donanım seviyesinde var. Tam boy stepne hiçbir donanım seviyesinde yok, o konuda uyarayım. Stepne istiyorsanız 400 TL’ye opsiyon olarak ekletebiliyorsunuz. Aynı şekilde Dacia Media Navigasyon ve Multimedya Sistemi de opsiyon olarak sunuluyor ve fiyatı da tüm donanım seviyelerinde 1800 TL. Multimedia sistemi, bu sınıfa hatta bir üst sınıfa dahil otomobillerin birçoğunun sahip olduğu multimedia sistemlerinden çok daha iyi ve kullanışlı.

ŞEHİR İÇİ TEST GÜZERGAHI: TAKSİM - YEŞİLKÖY (22.5 KM)

ŞEHİR İÇİ YAKIT TÜKETİMİ (ORTALAMA): EKO MODDA 3.9 LİTRE

Bu arada saydığımız özelliklerden yokuş kalkış desteği aslında aynı motora sahip diğer otomobillerden önemli bir fark. Benzer motora sahip ve fiyat olarak benzer seviyelerdeki birçok otomobilde bu kaydırmama özelliğini bulmanız çok zor.

OTOMATİK DUSTER NE ZAMAN? 

Şimdi gelelim en kilit soruya? Dacia neden amiral gemisi önce Duster'da değil de Sandero'da otomatik vites seçeneğini getirdi. Aslında satış rakamları bunu net bir şekilde gösteriyor. Dacia'nın pazarlama stratejisi zaten çok satan Duster'ın yanına bir büyük oyuncu daha koymak istedi ve en alt sınıf otomobiline bile gelse çok satabilecek otomatik vites seçeneğini, SUV sürüşü veren Sandero Stepway versiyona taşıdı. Bu demek değil ki Duster'ın da otomatiği gelmeyecek. Zaten Dacia yöneticileri geçtiğimiz dönemde Duster'a da otomati vites seçeneğinin geleceği müjdesini vermişti. 2018'e doğru otomatik vites bir Duster'ı vitrinde görürseniz şaşırmayın.

Daçya, Kavimler Göçü’ne kadar Roma İmparatorluğu toprakları olan , Kavimler Göçü’nden itibaren ise Roma’nın hakimiyetinden çıkan bir eyaletin ismi aslında. Bugünkü Romanya, Moldova, Bulgaristan topraklarının bir bölümü ve Ukrayna topraklarının bir bölümünün bulunduğu eyaletin tamamına Dacia deniyormuş.

Tarihin ilerleyen aşamalarında bu topraklar da bölgedeki birçok yer gibi Osmanlı İmparatorluğu’nun sınırlarında uzunca bir süre kalmış.

İsmini bu topraklardan alan Dacia firmasının geçmişi ise 1943 yılına kadar uzanıyor. Birçok otomobil firmasının başlangıcındaki hikaye Dacia’da da var. İlk atölyeler uçak parçası üretmek amacıyla kuruldu. Fakat 1966 yılına gelindiğinde yani bundan 50 yıl önce bir Romanya devlet kuruluşu olarak ilk kez otomobil montaj faaliyetlerine başladı. 1999 yılında ise bugün de şirketin sahibi olan Fransız Renault Grubu’nun çatısı altına girdi. Bu tarihe kadar da aslında Romanya, bugün ülkeyi gezip görseniz anlayacağınız üzere tarihi boyunca da Fransız etkisi altında kaldığı için, Renault ile içiçe üretim yapıyordu.

Kaldı ki ürettiği ilk model de tüm parçaları Fransa’dan ithal edilen bir montaj model olarak Dacia 1100 modeliydi. Bu model efsane Renault 8’in ilk versiyonlarından biriydi diyebiliriz.

1999 yılı ise marka için tam bir dönüm noktası. Peugeot 309’u baz alıp ürettiği Solenza modelinin yakaladığı inanılmaz satış performansı Fransız Renault Grubu’nun hızla harekete geçmesine ve Dacia’nın yüzde 50’den fazla hissesini hemen devralmasına neden oldu. 2003 yılında ise kalan hisselerin de çoğunu alıp Reanult Dacia’da yüzde 99.3 paya sahip oldu.

Bu tarihten itibaren Renault üst segmentte dünya pazarında rekabet ederken, Dacia ise gelişmekte olan ülkelerde daha alt segment tüketicileri hedef alan modellerle pazarı domine etmeye çalıştı. Türkiye pazarındaki macerasının en önemli bölümlerini ise yazımızın giriş bölümünde biraz anlatmıştım.

Yani uçak parçası üretiminden, yüzde 100 ithal parçaların montajına kendi markasını basmaktan, bugün kendi markalarıyla (elbette ki Fransız devi Renault’nun gücünü arkasına alarak) dünya pazarlarında belli bir sınıfı domine eden bir marka macerasını anlatıyor Dacia’nın tarihi..